TT

Çağlar Yüncüler

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında Ekonomist olarak görev yapmaktadır.

Editöre Not
Her türlü görüş, öneri
ve yorumlarınız için:
Mesaj Gönder

İktisadi faaliyetin gidişatını anlamak için takip ettiğimiz göstergelerin önemli bir kısmı çalışılan gün sayısından etkileniyor. Bir başka ifadeyle, belirli bir dönemde çalışamadığımız günlerin sayısında bir artış (azalış) olursa, o dönemlerde bu göstergelerde kuvvetli düşüşler (artışlar) görebiliyoruz. Buna kısaca takvim etkisi diyoruz. İktisadi faaliyetin ana eğilimiyle ilgili iktisadi olarak anlamlı bir çıkarım yapmamız gerektiğinde, değişkenlerden takvim etkilerini dışlayan bir yaklaşımı benimsemek gerekiyor. Hele ki, Türkiye gibi değişken tatil günlerine sahip olan ülkelerde bu durum göz ardı edilemeyecek kadar önemli.

Takvim etkilerini nasıl hesaplayabiliriz?

Takvim etkisini, mevsimsellikten arındırma yöntemlerini uygularken kullandığımız denklemlere takvim değişkenini ekleyerek tahmin ediyoruz. Klasik bir takvim değişkeninde belirli bir dönemdeki değer, o dönemdeki cari çalışılan gün sayısının uzun yıllar ortalamasından farkı olarak tanımlanıyor[1]. Denklemde takvim değişkeni için tahmin edilen katsayı bize ortalamalardan 1 gün fazla çalışmanın ilgili değişken üzerindeki etkisini veriyor. Tahmin edilen katsayı ile takvim değişkeninin aldığı değeri çarptığımızda da takvim etkisini bulmuş oluyoruz.

Köprü günleri ve diğer çalışılamayan günler

Genelde takvim değişkenleri, tatil olduğu önceden bilinen günler dikkate alınarak hesaplanıyor. Türkiye için milli günler ve dini bayramlar ile hafta sonları iş günü olarak değerlendirilmiyor. Ancak, bu günler haricinde de fiili olarak tatile dönüşen ve çalışılamayan iş günleri olabilir. Mesela, hafta içine denk gelen milli günler ve dini bayram tatillerini hafta sonuyla birleştirip tatil süresini uzatmak mümkün. Bu tip günleri köprü günü olarak adlandırıyoruz[2]. Bunun haricinde, normal bir çalışma günü tamamen dışsal sebeplerle sekteye uğrayabilir. Aslında, bu tip iş günü kayıpları ve köprü günlerini de takvim etkisi olarak değerlendirmemiz iktisadi değişkenlerin ana eğilimlerini yorumlamamız için daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

2016 üçüncü çeyrekte ana eğilim…

2016 üçüncü çeyreğine ilişkin açıklanan Gayrı Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYİH) verileri bu yaklaşımı neden benimsememiz gerektiğine dair güzel bir örnek. Ham verilere göre, Türkiye ekonomisi geçen yıla kıyasla yüzde 1,8; mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ise bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 2,7 daraldı. Peki, iktisadi faaliyetin ana eğilimindeki yavaşlama açıklanan verilerin ima ettiği ölçüde derin mi? Köprü günlerine dair yaptığımız detaylı analizler bu sorunun yanıtının “hayır” olduğunu söylüyor. Çünkü 2016 yılı Temmuz ve Eylül aylarında hem Ramazan hem Kurban Bayramı tatilleri Bakanlar Kurulu kararıyla hafta sonuyla birleştirilerek uzatıldı. Anekdotal bilgi, yalnızca kamu çalışanlarının değil, birçok özel sektör çalışanının da – mevsimin yaz olmasının da etkisiyle- bu uzatılan günlerde izin yaptığını söylüyor. Bunun haricinde, Temmuz ayı ortasında yaşanan olayların ertesi günkü iktisadi faaliyeti olumsuz şekilde etkilemiş olması kuvvetle muhtemel.

Üçüncü çeyrek için açıklanan takvim etkisinden arındırılmış GSYİH serisinde yıllık daralma yüzde 0,2 ile takvim etkisinden arındırılmamış veriden daha sınırlı bir düşüşe işaret ediyor. Aradaki 1,6 puanlık fark, 2015 ile 2016 üçüncü çeyrekleri arasındaki olağan çalışma günü farklılıklarından kaynaklanmış durumda. Yani, uzatılan bayram tatilleri ile 16 Temmuz’da çalışma hayatının iktisadi dinamiklerden bağımsız olarak etkilenmesi bu hesaba dahil değil. İktisadi anlamlılık için GSYİH’yi bu etkilerden de arındırmalıyız.

Peki, bu hesabı nasıl yapabiliriz? Öncelikle, normal bir çalışma gününün GSYİH için ne anlam ifade ettiğini bulmamız lazım. GSYİH için mevsim ve takvim etkilerinden arındırma işlemi[3] yaptığımızda, takvim değişkeninin katsayısı bize normalden 1 günlük az çalışmanın GSYİH’yi yaklaşık 0,4 puan azalttığını söylüyor. İkinci adım olarak, köprü günlerinin normal bir çalışma gününün ne kadarına denk geldiğini bulmalıyız. Zira o günlerde bazı firmalar faaliyetlerine devam etmekte. Firmalarla yapılan görüşmelerden elde ettiğimiz sonuçlara göre, firmaların yaklaşık yarısı 2016 yılı üçüncü çeyreğindeki köprü günlerinde faaliyet göstermemiş ve tatile girmiş. Buradan hareketle, üçüncü çeyrekte köprü günü kaynaklı kaybın yaklaşık 1,5 çalışma gününe eşit olduğunu söyleyebiliriz. Aynı firma görüşmelerinden, Temmuz ayı ortasındaki olumsuzluğun hemen akabinde birçok firmanın normal faaliyetini gerçekleştiremediğini öğrendik. Bu doğrultuda, 16 Temmuz’da aktivitenin normalin yüzde 25’i kadar olduğunu varsaydık. Dolayısıyla, bu iki sebepten çalışılamayan günlerin üçüncü çeyrekte toplamda 2,25 iş günü kaybına neden olduğunu söyleyebiliriz. Takvim değişkeni katsayısını da dikkate aldığımızda, bu kayıplar üçüncü çeyrekte iktisadi faaliyeti yaklaşık olarak 0,9 puan düşürmüş oluyor. Grafik 1 ve 2’de görüldüğü üzere, bu etkiyi dışlayıp baktığımızda, bir önceki çeyreğe göre daralmanın yüzde 2,7 yerine yüzde 1,8 ile daha düşük olduğunu, takvim etkisinden arındırılmış yıllık büyümenin ise düşüş yerine yüzde 0,7 ile sınırlı oranda artış yönünde olduğunu buluyoruz. Sonuç olarak, üçüncü çeyrekte iktisadi faaliyette gözlenen yavaşlama resmi verilerin ima ettiği kadar keskin olmayabilir.

Özetle, üçüncü çeyrekte GSYİH’nin ana eğilimini daha doğru ölçmek için, çalışılamayan günler gibi iktisadi dinamiklere bağlı olmayan etkileri göz ardı etmeyip sayısallaştırmak önemli. Ancak, bu hesaplamaların belirli varsayımları içerdiğini, gerçekte olan etkinin tahmin edilen değerden daha az veya daha fazla gerçekleşmiş olabileceğini de unutmamak gerekir.

 

[1]Takvim değişkenlerinin hesaplanmasıyla ilgili daha detaylı bilgi için bakınız Atabek ve diğ. (2007).

[2] Köprü günleriyle ilgili detaylı bilgi için bakınız Yüncüler (2015).

[3] Bu arındırma işlemi TÜİK’in kullandığını belirtiği model ve takvim değişkenine göre gerçekleştirilmiştir. Detaylı bilgi için bakınız: http://www.tuik.gov.tr/indir/m_t_metaveri/gsyh_mv.pdf

Kaynakça:

Atabek, A., Atuk, O., Coşar, E. E. ve Sarıkaya, Ç. (2009), Mevsimsel Modellerde Çalışma Günü Değişkeni, TCMB Ekonomi Notları Serisi, No: 09/03.

Yüncüler, Ç. (2015), Türkiye’de Sanayi Üretimi Üzerinde Köprü Günü Etkisinin Tahmini (İngilizce), TCMB Ekonomi Notları Serisi, No: 15/15.

Çağlar Yüncüler

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında Ekonomist olarak görev yapmaktadır.

Editöre Not
Her türlü görüş, öneri
ve yorumlarınız için:
Mesaj Gönder

ANA SAYFA

* Blogda yer verilen görüşler yazarlara aittir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi görüşlerini temsil etmeyebilir.