TT Loading
Dilara Ertuğ
Dilara Ertuğ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında Ekonomist olarak görev yapmaktadır.

All Articles

Canan Yüksel Yücel
Canan Yüksel Yücel

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında Ekonomist olarak görev yapmaktadır.

All Articles

Editöre Not
Her türlü görüş, öneri
ve yorumlarınız için:
Mesaj Gönder

Üretici fiyatları, tüketici fiyatları üzerindeki maliyet yönlü baskılara ilişkin bir gösterge niteliğindedir. Ancak dönem dönem bu iki fiyat önemli oranda farklılaşabiliyor. Örneğin Ekim ayında Yurt içi Üretici Fiyat Endeksinin (Yİ-ÜFE) yıllık enflasyonu (yüzde 17,28) ile Tüketici Fiyat Endeksinin (TÜFE) yıllık enflasyonu (yüzde 11,90) arasındaki fark 5 puanı aşmış durumda. Bu durum akıllara “yakın ilişkili olması beklenen tüketici ve üretici fiyat endeksleri neden bu kadar ayrışmakta?” sorusunu getiriyor. Bu yazı, iki endeks arasındaki farklılaşmanın sebeplerini ortaya koymayı ve ilişkinin boyutuna dair bir analiz sunmayı amaçlıyor.

Üretici ve Tüketici Fiyatları Neden Farklılaşıyor?

Grafik 1’de sunulan TÜFE ve Yİ-ÜFE’nin yıllık enflasyon oranlarına baktığımızda, üretici fiyatlarının tüketici fiyatlarına kıyasla çok daha oynak olduğunu görüyoruz. Bunun başlıca nedeni üretici fiyatlarının döviz kuru ve ithalat fiyatlarına duyarlılığının daha yüksek olması. Diğer yandan uzun dönem (Ocak 2004- Ekim 2017) ortalamalara baktığımızda Yİ-ÜFE’nin yıllık değişiminin ortalaması yüzde 8,2 iken TÜFE’ninki yüzde 8,4 ve işlenmemiş gıda ve tütün ürünleri hariç TÜFE’ninki (D endeksinin) ise yüzde 7,9 civarındadır. Yani farklılaşmanın kısa döneme özgü olduğunu, uzun dönemde ise serilerin yakınsadığını söyleyebiliriz.

Peki kısa dönemde bu iki seri neden farklılaşıyor? Üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçişkenlik neden eşanlı ve birebir değil? Bunun belli başlı birkaç nedeni var. Öncelikle, tüketici fiyatları içinde yer alan vergiler Yİ-ÜFE’de yer almıyor. Tanım olarak Yİ-ÜFE’de, yurt içinde üretimi yapılan ürünlerin vergiler hariç satış fiyatı derlenirken TÜFE’de vergi dâhil nihai fiyatlar toplanıyor. Dolayısıyla, TÜFE içerisinde fiyatlarında vergi payı yüksek olan akaryakıt, tütün gibi ürünlerin varlığı, üretici fiyatlarından farklılaşmanın bir kısmını zaten açıklıyor (Atuk ve diğerleri, 2013). Bir diğer önemli husus ise kapsama ilişkin farklar. Tüketim sepetinde yaklaşık yüzde 30 paya sahip olan hizmet fiyatları Yİ-ÜFE kapsamında yer almıyor. Aslında, vergi hariç fiyatların derlenmesi ve tüketici enflasyonunun en katı kısmı olan hizmet fiyatlarının yer almaması, neden Yİ-ÜFE’nin çok daha oynak olduğunu açıklıyor. Bu haliyle, üretici fiyatları, dışa açık bir ekonomi olan Türkiye’nin etkilendiği uluslararası fiyat ve döviz kuru gelişmelerine daha hızlı ve sert bir şekilde tepki veriyor ve geçici olarak yüksek oynaklık gösterebiliyor.

Vergi konusu ve ürün kapsamına ek olarak, piyasa yapısı, fiyatlama davranışları, iktisadi gelişmelere duyarlılığın farklı oluşu gibi yapısal ve konjonktürel etkenler de üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçişi etkiliyor. Nitekim tanımları birbiri ile daha yakın örtüşen ürün gruplarına odaklanarak bahsedilen bu farklılıkları azaltırsak, üretici ve tüketici fiyatlarının daha güçlü bir ilişki içinde olduğunu görebiliriz (Grafik 2).

Geçişkenlik için VAR Modeli

Peki üretici fiyatlarındaki hareketlerin ne kadarı, ne kadar sürede tüketici fiyatlarına geçiyor? Bu soruya cevap verebilmek için hem genel hem de daraltılmış çekirdek fiyat tanımları kullanarak çeşitli vektör öz gecikmeli regresyon (VAR) modelleri tahmin ediyoruz. Bu tahminlerden elde ettiğimiz etki-tepki fonksiyonlarını kullanarak geçişkenliğin hızı ve büyüklüğüne dair çıkarımlar yapıyoruz. 2005Ç1- 2017Ç3 dönemi için tahmin ettiğimiz modellerde üretici fiyatları, tüketici fiyatları, çıktı açığı, ithalat fiyatları ile yurt dışı talep verilerinin durağan formlarını kullanıyoruz.[1] Yurt içi üretici fiyat endeksinde tarımsal ürünler yer almadığından analizlerde tüketici fiyatları eşleniği olarak işlenmemiş gıda, alkollü içecekler ve tütün ürünlerini dışlayan D endeksini kullanıyoruz. Bu genel endekslere ek olarak çeşitli dar kapsamlı fiyat endekslerine de bakarak geçişkenlik büyüklüğü alt gruplarda genel endekslere göre farklılaşıyor mu sorusuna cevap arıyoruz.

Tahminler iki yıllık bir zaman dilimi için Yİ-ÜFE ile D arasında yüzde 30 düzeyinde bir geçişkenliğe işaret ediyor. Yani, üretici fiyatlarına gelen bir şokun yüzde 30’unun iki yıl sonunda tüketici fiyatlarına yansıyacağını tahmin ediyoruz. Bununla birlikte, endeks tanımı daraldıkça üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçişkenliğin arttığını görüyoruz. Birikimli geçişkenlik “gıda-dışı tüketim malları üretici fiyatları” ile “temel mallar” fiyatları arasında yüzde 50,  “gıda imalat fiyatları” ile “ekmek tahıllar hariç işlenmiş gıda” fiyatları arasında ise yüzde 56 düzeyine yükseliyor (Grafik 3). Geçişin büyük çoğunluğu gıda grubunda üç çeyrekte tamamlanırken, karşılaştırılan endekslerin kapsamı genişlediğinde bu süre bir miktar uzuyor. Genel endekslere kıyasla dar kapsamlı gruplarda üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçişkenlik güçlense de, geçişin hâlâ birebir olmadığını not etmek gerekiyor.

Özetle…

Yakın dönemde Yİ-ÜFE yıllık enflasyonun hızla artarak TÜFE enflasyonunun belirgin olarak üzerine çıkmasının ardından TÜFE enflasyonunun da önümüzdeki dönemde benzer seviyeye ulaşıp ulaşmayacağı merak edilen bir konu. Üretici fiyatları yapısı gereği tüketici fiyatlarına kıyasla döviz kuru ve ithalat fiyatları şoklarına daha duyarlı. Tanım ve kapsam farklılıkları da tüketici ve üretici fiyatlarının ayrışmasında öne çıkıyor. Bu nedenle üretici fiyatlarındaki artışların tüketici enflasyonuna birebir yansımasını beklememek gerekiyor. Tarihsel olarak bakıldığında bu iki serinin yıllık enflasyon ortalaması birbirine oldukça yakın olmakla birlikte, (döviz kuru ve petrol fiyatları gibi) ithal maliyet şoklarının yoğun gözlendiği dönemlerde iki endeksin artış oranları arasındaki farkın üretici fiyatları lehine açıldığı görülmekte. Dolayısıyla, petrol fiyatlarının ve döviz kurunun belirgin hareketler gösterdiği 2017 yılında Yİ-ÜFE ile TÜFE arasında bir ayrışma ortaya çıkması doğal bir durum.

[1] Modellere ilişkin daha detaylı bilgi için bakınız Enflasyon Raporu 2017-IV sayısı, Kutu 3.1.

Kaynakça

Atuk, O., F. Öğünç, M.U. Özmen ve Ç. Sarıkaya, 2013, “Türkiye’de Üretici ve Tüketici Fiyatları Arasındaki ilişki Üzerine bir Değerlendirme”, TCMB Ekonomi Notları, No. 2013/21.

TCMB Enflasyon Raporu Sayı:2017-IV, Kutu 3.1

 

 

Dilara Ertuğ
Dilara Ertuğ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında Ekonomist olarak görev yapmaktadır.

All Articles

Canan Yüksel Yücel
Canan Yüksel Yücel

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında Ekonomist olarak görev yapmaktadır.

All Articles

Editöre Not
Her türlü görüş, öneri
ve yorumlarınız için:
Mesaj Gönder

ANA SAYFA

* Blogda yer verilen görüşler yazarlara aittir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi görüşlerini temsil etmeyebilir.

Giriş Yapın

Giriş Yapın